Mıhellemiler, Mardin, Midyat, Nusaybin, Batman, Hasankeyf, Cizre, Savur, Ömerli ve
çevresinde yasayan Arap bir etnik topluluktur. Mardin, Midyat, Nusaybin, Batman,
Hasankeyf, Cizre, Savur, Ömerli ilçeleri ile bunlar arasında yer alan ve yöre dili ile “ızyaıl
mıhellemiyye” olarak tabir edilen köylerde yasayan Mıhellemilerin bir kısmı göçler
sonucunda asırlar önce Tunus, Cezayir, Fas… gibi Kuzey Afrika ülkelerine gitmis, kimisi de
son 50 yılda basta Adana olmak üzere, istanbul, Ankara, izmir… gibi sehirlere göç etmistir.
Ancak hala bu bölgede, il ve ilçelerde yasayan ve nüfusları dısarıya giden Mıhellemiler kadar
olan Mıhellemiler de vardır. Son MiT raporuna göre Türkiye’de yasayan Mıhellemilerin
nüfusu 800 bindir. Mıhellemiler, Arapçanın “kultu” yani “dedim” lehçesini kullanan
Müslüman ve agırlıklı olarak da Safii mezhebindendir.
Mıhellemilerin yasadıgı cografyaya “diyar-ı Rabia ve biladu’s- Sam” adı verilmektedir ki
639 -640 yılında Hz. Ömer efendimizin hilafeti döneminde yaz Bin Ganem komutanlıgında
Halit Bin Velit, Muaz bin Cebel, Sad b. Zeyd … Gibi sahabeler tarafından fethedilmistir. (1)
Mıhalmilerin yasadıgı bu bölgeye “diyar-ı Rabia” denmesinin sebebi Abdüsselem ogulları
ecdadından Medar b. Nazırın kardesi Rabia’ya nispetle denmistir.(2)
Fethedilen bu bölgenin, Bizans’a karsı korunup savunulması için savasçı ve güvenilir olan,
soyu da Adnanilerden gelen (bu soy Hz. Peygamber efendimizin de soyudur.) “beni hilal”
kabilesinden aileler bölgeye getirilmis ve yerlestirilmistir. Hz. Peygamber efendimiz bu
kabileye mensup olan Zeynep bint Huzeyme ile de evlenmistir.(3)
Rivayetlere göre “Beni hilal” kabilesine mensup Mıhellemiler, Cizre- Mardin yolu boyunca
yüz ayrı mahalleye, yüz ayrı ordugâha yerlestirildiklerinden kendilerine ”yüz mahalle”
anlamına gelen mıhellemi denmistir. (4)
Günümüzde Mıhellemilerin kökeni ile ilgili olarak 4 görüs bulunmaktadır:
1- Mıhellemiler, “beni hilal” kabilesinden gelen bir Arap bir topluluktur.
2- Mıhellemiler, Arap ve Türk karısımı sonucunda ortaya çıkmıs bir topluluktur. Bu görüse
göre Harun Resid zamanında Midyat köylerinin ekseriyeti kurulur. Harun Resid’in oglu
Memun’un Türk, Arap karısımı olarak kurdugu büyük bir ordu Cizre- Mardin yolu boyunca
yüz karakola yerlestirilir. Mıhellemi adı buradan dogar. Mıhellemi yüz mahalle, yüz ordugâh
anlamına gelir.(5)
3- Mıhellemiler, Hıristiyanlıktan ayrılmıs Arap ve Kürtlerden meydana gelmis melez bir
topluluktur. Bu görüste olanlara göre mıhellemiler 300 yıl önce Müslüman olmustur.
4- Yazılı ve sözlü Süryani kaynaklarına göre Mıhellemiler, Hıristiyan Süryani bir
toplulukken 1600’lü yıllarda meydana gelen patrik smail, büyük oruç, salgın hastalık,
baskılar ve metropolit seçimleri olayları neticesinde büyük çogunlugunun slam’a geçmistir.
Nitekim 1. Afrem Barsavmo tarafından kaleme alınan Tur Abdin Tarihi adlı eserde Etsel
(Midyat), Epse (Senköy), Kefer Huvar (Gelinkaya), Deyrizbiyna (Acırlı), Surozbah
(Çavuslu), Kefer Allab (Yolbası) Kınderip, (Sögütlü)… gibi köylerde yasayan halkın büyük
çogunlugunun bir zamanlar Süryani oldugu ve bu köylerde bir çok kilise ve manastırın
bulundugu yazılır. (6)
Bu görüslere baktıgımızda esasında 1. ve 2. görüsler birbirine çok yakın görüslerdir. Aynı
sekilde 3. ve 4. görüsler de birbirine yakındır. Bu görüslerin bazılarında görüldügü gibi
Mıhellemilerin etnik kökenin Arap olmadıgı bilakis Araplasmıs Süryani, Kürt, Türk, diyenler
varsa da bu söylenti ve rivayetler gerçek dısıdır. Süphesiz bölgeye Bizanslar, Abbasiler,
Emeviler, Selçuklular, Artuklular, Osmanlılar… Girmis ve hüküm sürmüstür. Bu anlamda bu
topraklara daha önce gelmis olan Mıhellemiler bu kültürlerden etkilenmis olabilir. Bu
kültürler ve milletler de Mıhellemilerden etkilenmis olabilir. Mıhellemilerin bir kısmı
zamanla Türklesmis ya da Süryanilesmis veya Kürtlesmis de olabilir. Aynı sekilde Türklerin,
Kürtlerin, Bizansların, Süryanilerin… bir kısmı Mıhellemilesmis de olabilir. Bu gayet
dogaldır zira burası Mezopotamya’dır. Dünyanın en eski yerlesim alanıdır. Kültürlerin
birbirini etkilemesi, birbirlerinden etkilenmesi kadar dogal bir sey olamaz. Ancak
unutulmasın ki bu bir istisnadır. stisnalar da genel kaideyi bozmaz. Yani belli birkaç aile
etkilenmisse bütün ailelilerin ya da bütün Mıhellemilerin Türklestigini, Kürtlestigini ya da
Süryanilestigini göstermez. Ya da Türklerin, Kürtlerin, Süryanilerin… Mıhellemi asıllı
oldugu anlamına gelmez. Aynı sekilde birkaç Türk, Kürt, Süryani… Ailenin de
Mıhellemilesmesi Mıhellemilerin Türk, Kürt veya Süryani asıllı oldugu anlamına gelmez.
Mıhellemilerin, Süryani asıllı oldugu görüsüne ayrı bir parantez açmak isterim.
Mıhellemilerin, Süryani asıllı olması asla mümkün degildir. Bu hususta da kaynak ve delil de
yoktur. Bu söylentiler, bazı kimselerin halk arasında mesnetsiz ve kaynaksız olarak ileri
sürdügü sifahane fikirlerdir. Mıhellemilerin bu kökenden olması mümkün degildir. Çünkü
Mıhellemilerin kullandıgı Arapça Kur’an-ı Kerim’e en yakın olan lehçelerden birisidir.
Kur’an-ı Kerim en fasih Arapça ile inmistir. Kur’an-ı Kerimin içinde Arapça dısında yabancı
bir kelime dahi yoktur. Kur’an-ı Kerimi anlamak için de mezhep sahipleri müctehidler,
âlimler, filologlar… eskiden bedevilerin yasadıgı çöllere gider orada fasih Arapçayı
ögrenirlerdi. Rivayete göre Arap olmasına ragmen Safii Mezhebinin kurucusu imam Safii, 11
yıl bu çöllerde bedevi kabilelerin arasında kalarak fasih Arapçayı ögrenmistir. Tarih
kitaplarında “beni hilal” kabilesini inceledigimizde bu kabilenin bedevi bir kabile oldugu ve
çöllerde yasadıgını görmekteyiz. Mıhallemiler, “beni hilal” kabilesinden geldiklerine göre
Kur’an-ı Kerime en yakın olan lehçelerden birisini kullanmalarına sasmamamız lazım.
Bugün hala Cezayir, Tunus gibi Kuzey Afrika ülkelerinde “beni hilal” kabilesine mensup
aileler yasmaktadır.(7) Bu ailelerin kullandıgı dil Mardinli Mıhellemilerin kullandıgı dil ile
aynı. Hac döneminde bu ülkelerden gelen hacılar ile bizim buradan giden mıhellemi hacılar
karsılastıklarında kendi dillerini yani Arapçayı konustuklarında çok rahat
anlasabilmektedirler. Bunu da bizzat yasayan ve anlatan mıhellemi hacılarımız mevcuttur.
Kur’an-ı Kerime en yakın bir dili konusanlar nasıl Süryani olacak? Ayrıca sonradan
Araplastıgı ve de Müslüman oldugu iddia edilen bir topluluk nasıl oluyor da Kur’ân’a en
yakın dili konusa biliyor?
Mıhellemiler, bu gün sadece Mardinde yasamıyor. Afrika’da, Fasta, Cezayir’de…
Yasamaktadırlar. Hala da aynı siveyi konusuyorlar. Eger Mardindeki mıhellemiler Süryani
olsaydılar diger bölgedeki “beni hilal” kabilesine mensup bu Araplarla aynı siveyi
konusabilirler miydi?
Türkiye de yasayan Müslüman olmus veya olmamıs Ermenileri, Yahudileri düsünün
yüzyıllardır bu topraklarda yasamalarına ragmen hala bir Türk gibi Türkçeyi konusamıyorlar.
Niye çünkü ana dilleri degil. Biz de yıllarca Avrupa’da yasamamıza ragmen bir türlü
Avrupalıların dilini onlar gibi kullanamıyoruz.
Bir kıyas yapacak olursak bütün bu milletler bu dilleri ana dilleri gibi konusamıyorlarsa
Süryani asıllı denilen bu mıhellemiler nasıl oluyor da Kur’ana en yakın Arapçayı
konusuyorlar?
Aynı sekilde nasıl oluyor da konustukları dilin için de bir tane Süryanice kelime geçmez.
Simdiki mıhellemiler ve babaları Süryanice bilmeyebilirler. Ama bunların dedeleri
dedelerinin dedeleri dahi Süryaniceyi bilmez. Böyle bir dili bildiklerine dahi hiçbir kalıntı ya
da söylenti yoktur. Bir dil 600 yılda kökten unutulur mu? Ya da 600 yılda bir dil o dilin
sahibinden daha iyi kullanabilinir mi?
Kaldı ki bir insan dinini degistirebilir dilini niye degistirsin ya da niye unutsun? Bugün
yeryüzünde milyonlarca insan dinini degistirmesine ragmen dilini muhafaza etmektedir.
Dolayısıyla bu iddia yanlıs bir iddiadır. Yanlıstan öte ben bu konuda da biraz bityenigi
arıyorum. Yıllar önce Kürt kardeslerimize siz ermeni asıllısınız daha önceki dininiz
Mecusilikti dediler onları bir seylere kıskırttılar. Simdi de mıhellemiler’e sizin aslınız
Süryaniydi dininiz de Hıristiyanlıktı deyip onların zihinlerini bulandırıyorlar.
Mıhellemilerin yasadıgı kefer hıvar, kefer allab, kefer nunip, derizbin, epse… gibi
köylerin eski yerlesim yeri oldugu dogrudur. Hatta Süryanicide “kefer”in anlamı köy oldugu
da dogrudur. Aynı zamanda bu köylerle baska köylerin Kartmin Manastırına 2. dara Kralı
Büyük Anestos tarafından bagıslandıgı da dogrudur. Ancak geçmiste yapılmıs bu bagısın
günümüzdeki Mıhellemilerin Süryani asıllı oldugu anlamına gelmez. Bu durum suna isaret
etmektedir: “ Mıhellemilerin yasadıgı bölge ve köyler çok eski bir yerlesim alanıdır. Bu
köylerin çogu eski köydür yasayanları da bu “diyarı Rabia, biladu’s- Sam” fethedilene kadar
Süryaniydi. Fetihlerle beraber Mıhellemiler buraya yerlestirildikten sonra da bu köylerin
içinde yasayanların kimisi Müslüman olmus, kimisi köyünü terk etmis, kimisi de aynı köyde
farklı inanca sahip olarak yasamıstır. Bu bölge ve köyler günümüzde de varlıgını aynı
isimlerle sürdürmektedir ki bu köylerin bazılarında mesala Hapisnasta hala Süryani
vatandaslar yasamaktadır. (8)
Osmanlının 1525 yılındaki arsivlerine baktıgımızda Mıhellemilerden “Müslüman
mıhallemi” cemaat diye söz edilmektedir. Bu belge de gösteriyor ki mıhellemiler Süryani
asıllı degildir. Basbakanlık Osmanlı arsivindeki 1526 ve 1567 tarihli 998 ve 1095 no’lu tahrir
defterleri ile kuyud’u kadime arsivi 96 ve 97 nolu defterlerde sırasıyla: Epse (Senköy), Etsel
(Midyat), Tafi (Tafo), Kefer Huvar (Gelinkaya), Deyrizbiyna (Acırlı), Surozbah (Çavuslu),
Kefer Allab (Yolbası)… Köyleri Müslüman mıhallemi cemaati olarak geçmektedir. Bu
köylerin isimleri Midyat ve çevre köyleri ile ilgili yapılan bir çalısmada elde edilmistir.
Mardin, Nusaybin, Batman, Savur, Cizre, Hasankeyf… ile ilgili bir çalısma yapılsa süphesiz
bu tahrir defterlerinde aynı bilgilere ulasılacaktır.
1526 yılındaki arsivlere göre Midyat’ta 26 köy mevcut. 16 Köy Gayr-ı Müslim, 9 köy
Müslüman, 1 köy Müslüman ve gayr-ı Müslim olmak üzere karısık yasamaktadır. 1567
arsivine göre ise Müslüman köy sayısı 26’ya çıkmıs. O tarihlerde en kalabalık mıhellemi köyü
60 hane ile Epse’ (Senköy)dir. Geri kalan bütün bu köylerin hepsi Derizbin (Acırlı) hariç 20
hanenin altındadır. (9)
Bu arsivden de anlasıldıgı gibi 600 yıl önce bu köylerde yasayanlar müslümandı ve Arap
asıllı mıhellemiydi. Günümüzde de Müslüman ve Arap asıllı bir mıhellemi köken hala bu
bölgede yasamaktadır.
Dolayısıyla mıhellemiler, köken olarak soyları Hz. Peygamberin de soyu olan Arap
Adnanilere dayanmaktadır. Kabile olarak da “beni hilal” kabilesine dayanmaktadır. Türk,
Kürt, Süryani oldukları iddiası ise yanlıs bir iddiadır.
Yazımı bir konuya dikkat çekerek bitirmek istiyorum. Bugün mıhellemi dilinin en büyük
sorunu az kullanıldıgından ve çocuklara ögretilmediginden dolayı yavas yavas unutulmaya
yüz tutmasıdır. Bunu söylerken ideolojik ya da etnik bir düsünceden dolayı bunu
söylemiyorum. Bir kültürün ve dilin unutulmaması ve de kaybolmaması için söylüyorum. Bu
dilin unutulmaması ve kaybolmamsı için anne babaların çocukları ile evde bu dili konusması
ve çocuklarına bu dili ögretmesi gerekir. Aksi bir durum Adana’da, stanbul’da, Ankara’da,
ya da yurdun bir baska sehrinde yasayan mıhellemi dilini unutacak, 50 yıl sonra bu sehirlerde
böyle bir dil ve kültür kalmayacaktır.
Cengâver ve güvenilir “mıhellemi, beni hilal” kabilesine en kalbi duygularla selam ve
sevgi ile…
Dipnotlar
1- Abdulgafur Efendi, Mardin Tarihi s.6, XVI Yüzyılda Mardin sancagı, s.7
2- Abdulgafur Efendi, Mardin Tarihi s.6
3- Diyanet slam Ansiklopedisi, c, 18, s, 15.
4- İhsan Çetin, Mardin Çevresi Arapları Mihalmiler ve Kökenleri, Kırkbudak Dergisi, sayı 8, s, 62.
5- İhsan Çetin, Mardin Çevresi Arapları Mihalmiler ve Kökenleri, Kırkbudak Dergisi, sayı 8, s, 62.
6- İhsan Çetin, Mardin Çevresi Arapları Mihalmiler ve Kökenleri, Kırkbudak Dergisi, sayı 8, s, 63.
7- Diyanet slam Ansiklopedisi, c, 18, s, 15.
8- Mehmet Salih Erpolat, Tapu-Tahrir Defterine Göre XVI. Yüzyılda Midyat.
9- Mehmet Salih Erpolat, Tapu-Tahrir Defterine Göre XVI. Yüzyılda Midyat.
KÖŞE YAZARI
M.ZEKİ UYANIK