Arapça ve türkçeyi birbirine karıştırınca

Gülümseten diyaloglardan kesitler

ARAPÇA VE TÜRKÇEYİ BİRBİRNE KARIŞTIRINCA GÜLÜMSETEN DİYALOGLARDAN KESİTLER

Bölgemizde yaşayan bölge halkı ile Büyük şehirlere göç edip, ana dilini unutan yeni nesil çocuklarımız dertlerini anlatırken , tıkandıkları yerde Arapça ve türkçe kelimeleri birleştirmeye kalkınca, ortaya gülümseten durumlar ortaya cıkıyor. işte onlardan bir kaç kesit.

 

****

Ahmet ile Hasan birbirlerini seven iki arkadaştır. Ahmet bir iş için Hasan’ı telefonla arar. O sırada Hasan Namaz kılmaktadır. Telefonu Hasan’ın çocuğu açar. “Yavrum, ben Ahmet amcan. Baban evde yok mu? Ne yapıyor?” diye sorunca; Hasan’ın çocuğu “babam salliyor” yani namaz kılıyor diye cevap verir.

****
İki hemşehrimiz kahvede oturuyor. Biri diğerine Havada uçan güvercini göstererek Türkçe ismini sorar. Hemşehrimiz hemen cevabı yapıştırır '' hememe'' bilemedin der ve ikinci soruya geçer. köyden satılmak üzere çarşıya getirilen Hindi yi göstererek bunun Türkçesini söyle diye sorar. Hemşehrimiz onuda düşünmeden cevap verir, Aloke ( hememe : güvercin, Aloke : Hindi demektir )

****

Dayı , acıkmış yemek yemek için eve gelir.Evlerine, İstanbul'dan misafirliğe gelmiş yeğenide evde oyun oynuyor. Dayı yüksek sesle annesine sorar: Anne yemek nerde yiyecez.. yeğeni hemen cevap verir: dayı ıstohta yiyecez. ( ıstohta: damda yiyecez demek )

****

İlk okulda okuyan iki arkdaştan biri, diğerine arapçayla tavuğun türkçedeki adını sorar. Biraz düşünen arkadaşı hemen cevap verir. türkçe Ceceda dır der ( yöresel arapcada tavuk ceyce dir türkçeye cevirince ceceda yapmış )

****

Suudi Arabistan'da çalışan hemşehrimiz, yemek kuyruğunda kendisne sıra gelmesini bekler. Nihayet sıra kendisine gelir. Ama ne görsün, kendinden önceki herkese 2 dolma verilmişken , kendisine 1 dolma verildiğini görür.bu duruma sinilenen hemşehrimiz aşçıya cıkışır ve şöyle der : Niye mıcep kef tir herkese 2 mihşiye veriyorsun bana 1 mıhşiye veriyorsun der. ( niye keyfi davranıyorsun, herkese 2 dolma , bana 1 dolma veriyorsun :)

****

Karnı acıkan hemşehrimiz. lokantaya gitmek için ayağa kalkar. kalktığını gören kardeşi, abi nereye gidiyorsun diye sorar. Abisi cevap verir; taroh ekil rız u pilav diye cevap verir.:

****

Mahalle içinden apartmana taşınan hemşerilerimiz, apartman kültürü ile birlikte Türkçe konuşma ihtiyacı hissederler. Ama Türkçeleri yeterli değildir. Komşusuna çıkan teyze, kapıda gördüğü ev sahibinin çocuğuna sorar. “Kızım annen ne yapıyor?” Kız: “annem iclal yıkıyor. Yani çamaşır yıkıyor.

****

Birisiyle tartışan hemşehrimizi gören diğer hemşehrimiz haliyle abi hayırdır ne oldu diye sorunca bizim hemşehri cevap verir. Baksana sakalını bana genişletiyor diye cevap verir ( sakalını genişletmek: arapçada kullandığımız i arrız deknu demek istedi .)
****

Minibüs şoförü yolcu toplamak için şehir içinde mahalle mahalle dolaşmış. Bu arada minibüsteki yolcuların sıkıldığını fark etmiş. Onlardan özür dilemek için “kusura bakmayın sizi çok accısledim.” Yani kusura bakmayın sizi çok sıktım der.

****
Byük şehirlerden birine yerleşen hemşehrilerimizin cocuğu evde arapça okulda türkçe arasında kalınca konuşmasıda haliyle karışır. masa üstünde oynıyan çoçuk sıkılınca, Baba indirni masadan der. Beni masadan indir demek ister.


****

Bizimkilerden biri askere gider. Türkçe bilmediği için komutları anlamaz ve sürekli hatalar yapar. Tabi hataların sonunda bol bol dayak yiyor. Artık dayaktan bıkan hemşerimiz, bölük komutanına şikayete gider. Komutanına derdini şöyle anlatır: "Komutanım, hergün hergün beni dövüyorlar. Mavsele gibi sopalar vur uhey vur!" der.:))))

****


Kız: Anne, duvarda akrap (akrep) var!--Anne: Kızım, kıpkepi al û perçikle.
(kıpkep: takunya, perçik: ezmek)

****
Öğrenci defterini silerken defteri yırtılır. Durumu öğretmenine bildirmek için, öğretmenine: “Öğretmenim dafterimi silerken çırıldı.”
(çırıldı: yırtıldı demek ister)

****

Askerde komutan erlerini güreştiriyormuş. İri yapılı askerlerden biri, birkaç askeri yendikten sonra diğerlerine meydan okumuş. Kimse rakip olmayınca ufak tefek olan hemşerimiz: “Ben güreşeceğim komutanım.” der. Komutanı: “Oğlum sen ona göre çok zayıf ve kısasın” deyice, hemşerimiz “olsun der” ve güreşiler. Hemşerimiz kısa sürede yenilir. Komutan:”Oğlum bak ben sana demiştim.” deyice, hemşerimiz:”Ne yapayım komutanım, valla cagar var ama kuvvat yok” der.(Cagar: cesaret var ama kuvvetim yok demek ister)

****
Anne çocuğunu pazara sebze almaya yollar. Çocuk döner. Anne oğlum neler aldın? diye sorar. Çocuk: Biber, kırmızı domates, siyah domates…
(siyah domates: patlıcan)

****

Gurbette okuyan talebeler ev kiralarlar. Talebenin biri anahtarı çoğaltır. Eve gelir çoğalttığı anahtarı dener. Fakat anahtar bir türlü deliğine girmez. Törpülemek gerekmektedir. Arkadaşı durumu sorar. Talebe,”Anahtar deliğine girmiyor, mabradımız olsaydı ken tabrıdu” der.
(mabrad: törpü, tabrıdu: törpülerdim)

****

Dayanıklı tüketim eşyası satan mağazadan halıfleks alıyoruz. Mağaza çalışanı genç, ölçüyü aldı ve halıyı kesti. Sonra yanındaki arkadaşına:”Hadi teleflif yap.” dedi.

(teleflif: sarmak)

****

Öğretmen ilk derste öğrencilere kahvaltı yapıp yapmadıklarını, kahvaltıda ne yediklerini soruyor. Öğrencinin biri:”Öğretmenim, ımşevveşiyê yedim” der.

(ımşevveşê: mercimek çorbası)

****

Anne, çocuğuna sofraya oturup kahvaltısını yapması gerektiğini söyler. Çocuk: “Yok anne bana ekmek, cıbnê ver. Ben ıstohta yiyecem.”der.

(cıbnê:peynir, Istoh: dam)

****

Okulun kapanıp yaz tatilinin başlayacağı gün, öğretmen karneleri dağıttıktan sonra dershanedeki çiçekleri de bazı öğrencilere bakmaları için verir. “Okul açıldığında geri getirirsiniz.” der. Okul açılır. Öğretmen, öğrencilerden çiçekleri getirmelerini ister. Çiçeği götüren çocuk:“Öğretmenim, ben getiremem. Çünkü püşti” der.

(Püş: kurumak)

****

Aile, Türkçe konuşmaya karar vermiştir. Çünkü çocuklarının iyi Türkçe konuşmalarını isterler.Kahvaltıdayken çocuk “Anne, çayım mırdır. Bana şekeri uzat.” der. Annesi “ Oğlum şeker ‘ekbındedır, teherrik et” der.

(mır: acı, ‘ekbı:dibi, herrıkle: karıştır)

****

Daire amiri, keyifsiz gördüğü mustahdemin halini sorar. Mustahdem “ Valla, üst üste değilim” der.

(Arapçadaki “mo ‘êle ba’zî ene” deyimine atfen söylüyor.)

****

Öğrenciler öğle yemeği için eve gidip dönerler. Ama bir tanesi geç kalır. Öğretmen neden geç kaldığını sorunca öğrenci “ê öğretmenim vılla ancag fıt û ‘ık fıl leben û yedik û geldim” diye cevap verir.

****
Öğrencinin biri tembeldir. Öğretmeninin yazdırdıklarını yazamayınca arkadaşları ona; Arapçayla yazamadığında saylarını yır, at derler. Öğretmen durumu fark edince çocuğa sayfalarını neden yırtıyorsun diye sorunca: Öğrenci “Öğretmenim, arkadaşlarım bana cır û vır dedi” der.

(cır: yırtmak, vır: atmak)

****

Annem gitti hıbbese, ben kardeşimi le’ğibe, zambor geldi vız vız, kardeşimi leddiğe. :))))))

 

kaynak haldeh.com
"2" adet yorum yapılmış.
ridvan sessiz 11:59
malesef aglanacak bir durum sizin koylunuz degilim amma hakikaten uzulecek bir durum ..cehalet.
Ziya 11:59
Rıdvan kardeş nereli olduğunuzu çıkaramadım ama neden ağlanacakmış?Hiç te üzülecek bir durum yok.Biz arapçamıza bu kadar türkçe karıştırabiliyoruz siz türkçenize bu kadar arapça karıştırabiliyor musunuz?Üstelik bu cehalet değil bir kültür zenginliği ve işin tebessüm ettiren yönü.Selamlar.
Yorum Yapın
Öz Gelinkaya Unlu Mamülleri
DOLAR:
EURO :
GBP:   :