Fıkralarımız

Fıkralarımız
 

FIKRALARIMIZ

 

Bu İsmi Vernin...

(Hêmo sinirlidir)           
Hêmo’nun annesinin adı Bessê’dir. Hêmo okula gitmektedir. Öğretmen, öğrenci dosyalarını doldururken bilgilerin doğruluğunu kontrol etmek için öğrencilere ana ve baba adlarını sormaktadır. Genelde kimlikteki isim ile halk arasında söylenen isimler farklı teleffuz edilmektedir. Hêmo’nunda anne adı kimlikte Besne olarak geçmektedir. Öğretmen Hêmu’nun dosyasını doldururken “Oğlum annenin ismi nedir?” diye sorar. Hêmo Bessê der. Öğretmen hayır der. Hêmo Bessi der. Öğretmen hayır der. Hêmo Bassê der. Öğretmen hayır deyince Hêmo sinirlenir ve “Bassa” der. Öğretmen hayır deyince, Hêmo “Heme enik ım lısemmehê” der.
(Bu ismi verenin ...)

 

Hêmo'nun Canı Ne İster?

 
(Hêmo saftır)           
Bizim Hêmo hastalanır. Acile kaldırılır. Doktor “apandisit” der ve ameliyata alır. Hêmo birkaç gün yemek yiyemez. Eş, dost, akraba ziyaretine gelmiş. Onlar oradayken doktor gelir, muayene eder. Sonra “Artık yemek yiyebilirsin” der. Bunun üzerine akrabaları “Söyle bakalım canın ne istiyor. Hemen hazırlayıp getirelim” derler. Bizim Hêmo şöyle cevap verir:”Metfunê bı ıعkub.” (Patlıcan saplı türlü)
 

Hêmo'nun Evlilik Şartı

 

(Hêmo kısa boylu, yoksul ve garibandır)           
Hêmo evlenmek ister. Ailesi ve akrabaları arayışa girerler. Bazı kızlara teklif ederler. Fakat kızların hiç biri Hêmo’yu istemez. Bu durum aylarca sürer. Akrabalar ümitlerini keserler. Hêmo da kendince küser hayata. Hêmo’nun namaza gitmediği görülür. Büyükler namaz kılması gerektiğini söylerler. Hêmo kılmayacağını söyler. Büyükler nedenini sorar.
Hêmo:“Allah zevvec rıfkêtiy kıllın ve me zevvecni. Tıle île izevvıcniy mo asalliy”(Allah bütün yaşıtlarımı hatta benden küçükleri dahi evlendirdi. Beni evlendirinceye kadar bende namaz kılmayacağım), der.

 

Hêmo Evlenmek İsteyince

 

(Hêmo kısa boylu, yoksul ve garibandır)           
Hêmo evlenmek istiyor. Ailesi münasip bir kız bulamayınca, Hêmo ısrarlarını arttırır. Bu ısrarlar zamanla, aile içinde Hêmo’ya takılmayı alışkanlık haline getirir. Hêmo’yu oyalamak için tarlalarında bulunan yaklaşık üç metre uzunluğundaki kayanın üzerinden atlamayı “tıle tıkfız  عêlê ıl-kıffezê mon zevvıcık” deyip şart koşar. Böylece köyümüzde ilk uzun atlama olimpiyatları başlar. Hêmo kaya üzerinden atlamayı kafaya takar. Atlama demelerine girişir. Uzun bir süre kayayı boydan geçemez. Tabi her seferinde sakatlıklar yaşar. Ama sonunda başarır ve ailesine bunu haber vermek için köye kadar koşar ve ailesine “Kafeztu عêl safayê, dê hadê zevcuni, ene ıssع’ erid tezzevvec” der.

 

Hêmo Taziyede Fatiha Okutunca

 

(Hêmo saftır)           
Hêmo’nun komşusu ölmüş. Taziye için akrabalarını toplar. Beraberce taziye yerine giderler. Adet olduğu üzere kafile lideri “eعzem Allah ecrukum û gafar Allah li meyyitukum ve ile rohu el- fetiha” denilip fatiha okunur. Ama Hêmo heyecanlanır ve düğünlerde söylendiği gibi şöyle der: عêlê aşraf ıl-عêlêmin seyidine nebine Muhammed salavat”

 

Tutun Yoksa Damdan Atlayacağım

 

(Hêmo saf ve sinirlidir)             
Hêmo, kurutmaya bıraktığı üzümlerini (Mıştahı) kontrol etmek için bağına gider. Üzümlerinin bir kısmının ezildiğini, bir kısmının da çalındığını görür. Büyük bir öfke ile bodur eşeğine binip hızla köye döner. Silahını alır. Doğruca dama çıkar. Bir iki el havaya ateş eder sonra bağırarak şöyle der: “Benimle sorunu olan birisi varsa gelsin! Erkekçe kozlarımızı paylaşalım.”  Sonra küfürlerini sıralar. İnsanların kendisini izlediklerini görünce iyice gaza gelir ve bunu yapanları haber verenleri ödüllendireceğini söyler. Biraz bekler kimseden haber gelmez. Bu sefer Hêmo: “Kululiy lêvê te vır rohiy mın 'êl lıstoh”der.(Söyleyin yoksa damdan atlayacağım)

 

Köye Elektrik Gelince

 

Hêmo saf ve garibandır)            
(Yıl 1984) Köye elektrik hattı çekilmiş ama daha elektrik verilmemiştir. Anlayacağınız köylülerimizin çoğu ilk kez elektrikle tanışacaklar. Muhtar elektriğin verileceği günü müjdeler. O gün gelir. Köylü heyecandan bütün lambalarını açık bırakır. Fakat elektrik gelmez. Akşama kadar bekleyen köylüler ümitlerini keser ve dağılırlar.           
Hêmo da akşam yemeğinden sonra yatsı için camiye gider. Ezan okunur, cemaat toplanır ve nihayet namaz başlar. Cemaat, namazın son rekâtındayken elektrik verilir. Hêmo heyecanlanır, namazda olduğunu unutur ve “Valla ce ıl-ceryen” (Vallahi elektrik geldi) diye bağırınca yanındaki de “Valla hırbıt sılatık”(Valla, namazın bozuldu.) der. Bunun üzerine cemaat kendini tutamaz, güler ve namaz bozulur.

 

Kokulu Televizyon

 
(Hêmo saftır)           
Köye elektrik geldikten sonra köylüler yavaş yavaş elektrikle çalışan araçlar almaya başlarlar. Bunların başında televizyon gelir. Genelde siyah-beyaz televizyonlar. Durumu iyi olan bir köylümüz, Irak’tan ham petrol tankerinin içinde kaçak yoldan renkli televizyon getirir. Ama içine ham petrol girmiştir. Birkaç gün sonra evinde mevlüt verir. Mevlüt okunur ardından yemek yenir. Oturanlardan biri “Televizyonunuzu açın da renkli televizyon nasıl bir şeymiş görelim.” der. Televizyon açılır. Televizyonda İkinci Dünya Savaşı belgeseli gösteriliyor. Gösterilen sahnede Ruslar, Almanların petrol depolarını patlatıyorlar. Televizyon ısınınca mazot kokusu vermeye başlar. Hêmo kokuyu alır ve “Valla, hılel bı şenık, televizyonık hem iravviy û hem yığtiy ıl-rihê” der.(Yani tv'niz hem gösteriyor hemde koku veriyor.)
 

Hêmo'nun Eşi ve Kürtçe

 

(Hêmo'nun eşi Kürtçeyi iyi bilmez ama...! )           
Eskiden köyümüzde kan davaları vardı. Bu çatışmalarda öldüren taraf, sulh tesis edilinceye kadar köyü terkederdi. Hêmo da bu nedenle yakınlarının bulunduğu bir Habezbenê (Ayınkêhf tarafındaki Kürt köyleri) köyüne gider ve yerleşir. Hêmo'nun hanımı Kürtçeyi bilmemektedir. Bir gün çeşmeye gider. Köyün yerlisi kadınlar, Hêmo'nun hanımının sırasını alırlar ve oyalanırlar. Hêmo'nun hanımı sinirlenir ve kadının birisine “Cırşe mı 'êl nar hêrrıkiy na 'ammê kotatê ye” (Bulgurum ateşte yanacak, senin ... derdinde değil.) der ve su kabını doldurup evine gider.

 

Hêmo Ağa Olunca

 

(Hêmo ağalığa özenir)          
Bir gün, Hêmo oğlu ile Vediyet denilen mevkiye odun kesmeye gider. Komşu köy Zernoka köyünden iki kadın Hêmoların yakınlarında odun topluyorlarmış. Kadınlar Hêmo’nun oğluna “Sen kimin oğlusun?” diye sorarlar. Hêmo atılır ve oğluna “Haldeh’in ağasının oğluyum de!” der. Kadınlar ses etmez. İşleri biten kadınlar, odunları yüklemesi için Hêmo’dan yardım isterler. Hêmo göğsünü kabarta kabarta gelir. Odunları yükler. İpi bağlar ve sıkmak için bir ayağını yüke dayar ve asılır. O anda Hêmo osurur. Kadınlardan biri gülerek “Ma ağaye Hıldıhê tırt dıkê?” der. Yani “Niye Haldeh ağası tırt eder mi?” der.

Yazar Abdulkadir   

Hêmo Harman Yerinde

 

(Hêmo sinirlidir)          
Sıcak bir yaz günü, Hêmo harman yerinde mercimek kümesini yellemektedir. Harman komşusu gençte şaxr dediğimiz araçla harman yerine buğday taşımaktadır. Adet olduğu üzere Hêmo’ya “ ’el barakê” (bereketli olsun) der. Hêmo da “ fı ‘ımrık û ‘ımır uhuvtık “ diye cevap verir. Genç yükünü indirip dönerken yine “ ‘el barakê” der. Hêmo karşılık verir. Genç tarladan her gelişinde ve tarlaya dönüşünde Hêmo’ya aynı sözü söyler.  Öğleye doğru Hêmo hem yorulmuş hem de gencin aynı sözünden sıkılmıştır. Genç gelir ve “ ‘el barakê” der. Hêmo sinirle “ oo hoo eyş barakê nıkt ıl-barakê, ‘avveftniy” der.

Hêmo'nun Türkçesi

 

(Hêmo uyanık geçinir)           
Hêmo, askerlik dönüşü bayağı havalıdır. Çünkü Türkçeyi öğrenmiştir. Askerlik anılarını aylarca övüne övüne anlatır. Bir akşam köye asker gelir. Köyde kimse iyi Türkçe bilmediği için Hêmo’yu çağırırlar. Köylüler Hêmo’ya hadi bize tercümanlık yap deyice: Hemo “Ene bıl-leyl mo’rıf, bınhar a’rıf” (ben geceleri bilmem, gündüzleri bilirim) der.

Hêmo Askerde

 

(Hêmo Türkçeyi iyi bilmez)           
Hêmo askerdeyken, komutanları askerlere; memleketlerinde neler yetiştirdiklerini sorar. Hêmo “ Komutanım bizde teruz yetişiyor.” der. Komutanı “Teruz nedir?” diye sorar. Hêmo “Niye teruz nedir bilmiyorsun?” diye cevap verir. Komutanı “hayır” deyince Hêmo “Uzunsun, incesin ayni hıyarsın.” diye anlatır.

Hêmo ve Şeytan

 

Hêmo namaz kılmaz, oruç tutmaz, zekât vermez. Hacca gitmeye karar verir.  Sıra şeytan taşlamaya gelmiştir. Şeytanı taşlarken, şeytan kafasını kaldırmış: “ Intlıh Hêmo? Meken esey hel hêviyê mınnık.” (Sende mi Hêmo? Bunu senden beklemezdim.) demiş.

İki Evli Hêmo

 

İKİ EVLİ HÊMO
   Hêmo, iki hanımı olan uyanık bir tüccardır. Hêmo, kurnazca planlar yaparak eşleri arasında bir kıskançlık meydana getirip, eşlerinin kendisine daha iyi hizmet etmelerini sağlıyordu. Bir süre bu oyunlara gelen hanımları ayıkır. Hêmo’nun seferde olduğu bir gün, hanımları kendi aralarında anlaşır ve Hêmo’nun oyunlarına gelmeyeceklerine dair birbirlerine söz verirler.
    Bir gün sabahın ilk ışıklarıyla seferden dönen Hêmo, evinin kapısını çalar. Kapı açılır ama kendisini karşılayan kimseyi bulmaz. Hêmo’nun hanımları, odalarına çekilip kapılarını kilitlerler. Hêmo, hanımlarının kurduğu planı anlar ve hemen karşı plan hazırlar. Mutfak kapısını kapatıp açan Hêmo, salonda bir süre oyalanır. Sonra kapıyı kapatıp açmış gibi yapıp banyoya geçer. Banyoda yıkanıyormuş gibi suyu yüksekten akıtan Hêmo, kafasını havluyla sarıp salondaki divana uzanır. Odalarından Hêmo’yu dinleyen hanımları birbirlerinden şüphe etmeye başlar. Meraklarına yenik düşen hanımları, odalarından çıkıp Hêmo’yu o halde görünce birbirlerini hıyanetle suçlarlar. Suçlamalar kavgaya dönüşür. Hêmo, olanları keyifle izler.
   Hanımları birbirlerinin saçlarını yolarken kapı çalınır. Hêmo, yerinden kalkar çalınan kapıyı aralar. Kapıdaki adam “defıg kaza u bele tiyniy sadeke” yani “kaza ve balanın sizden uzak olması için bana bir sadaka verin.” der. Hêmo, araladığı kapıyı tam açarak kavga eden hanımlarını gösterir ve “Bu kaza buda bela, hangisini istersen al!” der.

 

Yazar

Hêmo Cami Yaptırınca

 
 

 (Hêmo gösteriş düşkünü biridir.)

            Hêmo cami yaptırıp kendi adını vermiş. Kendi adını taşıyan mermer levhayı özenerek astırmış. Cami hizmete girmiş. Camiye imam atanmış. Bunu duyan Hêmo camiye gelmiş ve cami imamına;

-Yeni imam sen misin? diye sormuş.

Cami imamı: Evet, demiş.

Hêmo: Beni tanıdın mı?

Cami imamı: “Hayır.” deyince Hêmo, imamın kolundan tutup “Gel” demiş. İmamı caminin kapısına götürmüş ve “Okuman var mı?” diye sormuş.

İmam: “Evet” deyince

Hêmo: Oku bakayım ne yazıyor?

İmam: “Hêmo Camii” diye okur.

Hêmo: İşte o Hêmo benim! der.

Hêmo'nun Evlenme Çaresi

 

Hêmo, evlenmek ister. Bu isteğini sık sık babasına söyler. Babası her seferinde bir bahane ileri sürerek “daha sonra” der. Hêmo uzun uzun düşünür ve çareyi bulur. Annesini konuşmak için odaya çağırır. Annesi odaya girince, odanın kapısının kilitleyip gider. Annesini 3-4 gün odada kapalı tutar. Babası “neden böyle yapıyorsun oğlum?” Diye sorunca; “sende benim gibi bekar kal” der Hêmo. Babası çaresiz kalır. Hêmo’ya “Kimi istiyorsan söyle de isteyelim.” der.

 

"0" adet yorum yapılmış.
Yorum Yapın
Öz 

Gelinkaya Unlu Mamülleri
Öz Gelinkaya Unlu Mamülleri
DOLAR:
EURO :
GBP:   :